Ana Sayfa / Sağlık / Kanser / Kolon Kanseri

Kolon Kanseri

Halk arasında bağırsak kanseri olarak bilinen kolon kanseri, kadın ve erkek bireylerde görülme sıklığı aynı olan, hemen her yaş grubundan meydana gelebilmesine rağmen genellikle 54-55 yaş üzeri bireylerde daha sık rastlanan kanser türü olarak tanımlanabilir.

Karşılaşılan kolon kanseri vakıalarına bakıldığında, hastalığın % 5 gibi yüksek sayılabilecek bir görülme sıklığına sahip olduğu belirtilmelidir. Dolayısıyla, her 100 kişiden 5’ ini ilgilendiren kolon kanseri, üzerinde etraflıca durulması ve asla göz ardı edilmemesi gereken bir hastalıktır.

Sindirim sisteminin son elemanı olarak kabul gören kalın bağırsağın iç yüzeyini kaplayan doku ve hücrelerin yapısının çeşitli nedenlerde deformasyona uğraması neticesinde kolon kanseri ortaya çıkar. Kalın bağırsakta oluşan bir diğer kanser türü ise; rektum kanseridir. Bağırsağın son kısmı olarak tarif edilebilecek rektumda da kanserli hücreler yer tutarak tüm vücut sistemleri üzerinde olumsuz birtakım değişimlere sebep olabilir. Burada değinilmesi gereken bir nokta da; rektum ve kolon kanserlerinin aynı anda oluşabileceğidir. Tıp literatürüne giren kolorektal kanserler, kalın bağırsakta iki farklı kanser türünün oluşumunu ifade eder.

Kolon kanseri noktasında kritik öneme sahip bir diğer etken ise; kanserin hangi kolonda meydana geldiğidir. Sol kolon ile sağ kolona yapısal olarak bakıldığında; sol kolonun daha dar bir yapıya sahip olduğu görülür. Dolayısıyla, solda meydana gelen kanser oluşumunda kolon kanalları tıkanacak ve semptomlar bu kapsamda şekillenecekken, sağ kolon için böyle bir durum söz konusu değildir.

Kolon Kanseri Belirtileri

Cilt kanseri ve kan kanseri gibi sık karşılaşılan kanser türleri ve kolon kanseri başta olmak üzere, vücuttaki sistemsel faaliyetleri sekteye uğratan her hastalığın teşhisinde kritik noktayı semptomlar oluşturur. Bu bağlamda, kolon kanseri belirtileri üzerinde hayli durulması ve detaylandırılması gereken bir konudur.

Kolon kanserinin teşhisini kolaylaştıran semptomları şu şekilde detaylandırmak mümkündür;

  • Bireyin uzun süreli ishal ya da kabız olması. Özellikle ishal olan bireylerde sıvı kaybına bağlı olarak halsizlik ve ciltte solgunluklar meydana gelir. Kabızlık problemi yaşayanlarda ise; dışkılama esnasında ağrı en ciddi problemlerden biridir. Bu ağrı kimi zaman dışkılama esnasında olup biteceği gibi, kimi zaman da dışkılamadan sonra da bir süre için devam eder.

  • Eğer kanserli hücreler sol kolonda faal olarak aktivite gösteriyor ise, kolon kanallarının tıkanmasına bağlı olarak hastanın karın bölgesinde hazımsızlık problemi ile karıştırılması muhtemel olan şişlik hissinin oluşması da hastalığın belirtilerindedir. İfade edildiği gibi karındaki bu şişlikler mide üşütmesi ya da hazımsızlık gibi birtakım sindirim sistemi rahatsızlıkları ile karıştırılmaya müsaittir. Dolayısıyla, semptomların işaret ettiği hastalığın tam manasıyla tespit edilebilmesi adına gerekli tüm tetkikler etraflıca yapılmalıdır.
  • Yine sol kolonda oluşan kanserli hücrelerin kolon kanallarını tıkaması sonucu; hastanın dışkısının normal halinden önemli ölçüde incelmesi ve dışkılama esnasında hafif, sızıntı şeklinde kanamaların olması kolon kanserinin kendini hissettirdiği belirtilerdir.
  • Sağ kolonda meydana gelen kolon kanserinde hastalığın meme kanserinde olduğu gibi yavaş ilerlemesi neticesinde semptomların kendini göstermesi biraz gecikebilir. Fakat dışkılama esnasında anüs çevresinde meydana gelen şiddetli ağrılar ve demir eksikliğiyle ilintili olarak ortaya çıkan kansızlığın neden olduğu el ve ayaklarda uyuşma da kolon kanserinin önemli belirtilerindedir. Burada görüldüğü üzere kolon kanseri bir başka hastalık olan kansızlığın nedeni olarak karşımıza çıkar. Dolayısıyla, kansızlığın bir kısım semptomları dolaylı yoldan kolon kanserine işaret eder.

Görüldüğü üzere, kanserli hücrelerin oluşum gösterdiği alana bağlı olarak hastalığın semptomları değişken bir hal alır. Bu durum da hiç şüphesiz; hastalığın teşhisini zorlaştırarak tedavinin başarı yüzdesinin düşüşünde etki sahibi olur.

Kolon Kanseri Belirtileri Ne Kadar Sürer?

Bir önceki paragraflarda da belirtildiği gibi hastalığın semptomları üzerinde en kuvvetli etkiye sahip olan faktör; kanserli hücrelerin kümelendiği kolondur. Kanserli hücreler sağ kolonda kümelenmiş ise hastalığın semptomlarını hissettirme süresi, sol kolona kıyasla daha uzundur. Hastanın yapısal özelliklerine ve hastalığı meydana getiren unsurlara bağlı olarak belirtilerin ortaya çıkma süresi değişim gösterir. Genel olarak bakıldığında; kanserin 4-5 ay içerisinde etkisini göstermeye başladığı görülür. Elbette, bu sürenin artmasının ya da azalmasının muhtemel olduğu dikkate alınmalıdır.

Kolon Kanseri Nedenleri ve Risk Faktörleri

Kanser türlerinin tümünde standartlaşmış bir neden haline gelen genetik faktörler, kolon kanseri nedenleri noktasında da ilk sırada yer alır. Ailesinde daha önce kolon kanseri yaşamış olan bireyler, diğer bireylere kıyasla hastalıkla dolayısıyla ölüm tehlikesiyle karşılaşma noktasında bir adım öndedirler. Bu nedenle; birinci derece akrabaları içerisinde kolon kanseri problemi ile karşı karşıya kalan var ise, bu tip bireylerin uzman hekime başvurarak belirlenen periyotlarla kolonoskopi ya da endoskopi görüntüleme teknikleri ile muayene olması gerekir.

Elbette, muayene gerekliliği yalnızca hastalığa genetik yatkınlık taşıyan bireyler için geçerli değildir. Ailesinde kolon kanseri bulunmayan bireylerin de düzenli aralıklarla vücutta var ya da ortaya çıkması muhtemel olan deformasyonların tespitine yönelik muayene olması gerekir.

Kolon kanseri nedenleri ve risk faktörleri kapsamında etki sahibi olabilecek etkenler;

  • Bireyin Yaşı: Yaş faktörünün hastalık üzerindeki etkisinin net bir biçimde anlaşılabilmesi için şu istatistiğe bakmak gerekir: Kliniksel kolon kanseri vakıaları üzerinde yapılan araştırmalar, 60 yaş üzerindeki bireylerin 40 yaşındakilere kıyasla kolon kanseriyle karşı karşıya kalma risklerinin 10 kat arttığını tespit etmiştir. Dolayısıyla yaş, hastalıkla ilgili oldukça önemli bir risk faktörüdür ve buradan yola çıkararak özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerin hastalığın risk grubuna dahil olduğunu belirtmek gerekir.
  • Bireyin Beslenme Alışkanlığı: Bu noktada değinilmesi gereken bir istatistik; gelişmiş ülkelerde kolon kanseri olan bireylerin sayısının diğer ülkelere kıyasla 4-5 kat fazla olduğudur. Burada dikkat çekilen nokta; gelir farklılığına bağlı olarak ortaya çıkan beslenme alışkanlığıdır. Doymuş yağ oranı yüksek olan ve fast food olarak tabir edilen besinlerin tüketilmesini alışkanlık haline getirmiş olan bireylerin, kolon kanseri noktasında risk gruplarına dahil edilmesi gerekir. Buna ek olarak; kabızlığa ve dışkılamaya engel olacak besin gruplarının tüketimi de, hastalığın risk faktörleri kapsamında değerlendirilmelidir. Elbette burada bahsedilen kabızlık problemi kısa süreli değil, kanserli hücrelerin bağırsakta oluşması ve yer tutmasına müsait edecek seviyede uzun bir süredir.
  • Sigara Tüketimi

Kolon Kanseri Tedavisi

Kolon kanseri tedavisi başarı yüzdesi üzerinde doğrudan etki sahibi olan faktör; hastalığın teşhis edildiği evredir. Eğer kolon kanseri tanısı konulduğunda kanserli hücreler bağırsak dışına yayılmamış ve etki alanları sınırlı ise cerrahi müdahale dahi kullanılmadan tedavi edilebilir. Fakat aksi durumlarda durum hasta açısından daha ciddi bir hal alacaktır.

Erken evrede teşhis edildiği takdirde kanserli hücrelerin yayılımı takip edilir ve kanser kontrol altında tutulmaya çalışır. Bu aşamada tedavinin esasını; kanserli hücrelerin kolonoskopi ile çıkartılması oluşturur. Başarılı bir kolonoskopi için; uygulamayı yapan hekimin teknik becerisi büyük öneme sahiptir.

İleri evrelerde kolon kanseri teşhisi konulan hastalarda, temel tedaviyi cerrahi müdahale oluşturur ve bu müdahale zaruridir. Cerrahi operasyonda, kanserli hücrelerin yayılım gösterdiği tüm dokular vücuttan uzaklaştırılır. Operasyon geniş bir alanı kapsama olasılığına sahip olduğundan dolayı, tedavi esnasında ve sonrasında gelişebilecek komplikasyonlara karşı önlem alınmalıdır. Kanserli hücrelerin etki derecelerine bağlı olarak operasyon sonrasında hastaya kemoterapi ya da radyoterapi uygulanabilir. Burada hekimin sezileri de belirleyici rol oynar.

Kemoterapi ve radyoterapinin, kanserli hücreler anüsü doğru yayılım gösteriyor ise cerrahi operasyon öncesinde de uygulanabileceğini belirtmek gerekir. Dolayısıyla, kolon kanseri tedavisi noktasında kesin ifadeler kullanmak mümkün değildir. Hastanın fizyolojik yapısına ve yaşına, kanserin boyutuna, etki derecelerine bağlı olarak uygulanacak tedavi takvimi değişkenlik arz edebilir.

Hastanın tedavi öncesinde, esnasında ve sonrasında hekim tavsiyelerini mümkün ölçüde dikkate alması ve bağırsakları mümkün ölçüde çalıştıran besin maddelerini tüketmesi gerekir.

 Kolon Kanseri Öldürür Mü?

Özellikle risk grubu kapsamında yer alan bireyleri hayli meşgul eden bir soru da; “Kolon kanseri öldürür mü?” sorusudur. Bu sorunun yanıtı en basit ifade ile; hastalığın hangi evrede teşhis edildiğine bağlı olarak kolon kanserinin ölümcüllük riski değişkenlik gösterir, olacaktır. Kolon kanseri tedavisine hastalığın son evresinde başlandığı takdirde hastanın yaşamına sağlıklı bir şekilde devam etme olasılığı büyük düşüş gösterir. Elbette, doğru tedavi planlaması ile kanserli hücrelerin ortadan kaldırılması mümkündür fakat geniş kapsamlı bir tedavi uygulanması gerekir.

Erken dönemde tedavisine başlanan kolon kanseri hastalarının ise yaşantılarına sağlıklı olarak devam etme ihtimalleri % 90-95 seviyesindedir. Dolayısıyla bir kez daha, erken teşhisin hayat kurtarıcı özellikte olduğunu ifade etmek gerekir.

 

 


Ayrıca bknz.

Bademcik iltihabına ne iyi gelir

Bademcik İltihabı : Boğazın her iki tarafında yer alan lenf bezlerinde oluşur. Bademcik iltihabı özellikle çocuklarda …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir