Ara
Generic filters
Exact matches only
Filter by Custom Post Type
Ana Sayfa / Sağlık / Kanser / Yumurtalık Kanseri

Yumurtalık Kanseri

Toplum arasında yumurtalık kanseri olarak bilinmesine rağmen tıbbi ismi over kanseri olan hastalık; adından da anlaşılabileceği gibi kadın üreme hücresi olan yumurtalıkta meydana gelen ve  % 2 gibi hayli yüksek oranda görülme sıklığıyla birlikte bireyin yaşantısı için ciddi tehdit oluşturan ölümcül bir kanser türü olarak tanımlanabilir. Erkeklerde aynı hastalığın karşılığı testis kanseri olarak adlandırılır.

Yumurtalık kanseri tanımında belirtilen ölümcül ifadesine ayrı bir parantez açarak durumu istatistiksel veriler ile açıklamak gerekir. Yapılan araştırmalar sonucunda; yumurtalık kanserinde ölüm oranı noktasında hastalıkla karşı karşıya kalan kadınların ölüm riskinin % 5 ile % 6 aralığında değişmekte olduğu verileri elde edilmiştir. Hiç şüphesiz hastanın yaşantısının devamı noktasında etkin rol oynayan faktörler başında; kanseri hücrelerin hangi evrede tespit edildiği diğer bir ifadeyle; kanserli hücrelerin yayılım gösterdiği alanın büyüklüğü gelir.

Ayrıca pankreas kanseri makalemizi okuyabilirsiniz.

“Erken teşhis hayat kurtarır.” ifadesiyle en çok örtüşen hastalıkların başında gelen yumurtalık kanseri, genellikle ilerleyen evrelerde teşhis edilir. Bunun nedeni ise; hastalığın semptomlarını başlangıç ve yayılım evrelerinde gizlemesidir.

Tüm bunlara ek olarak; yumurtalık kanseri noktasında yaş faktörünün düşük de olsa bir etkisinin olduğunu fakat regl olan her bireyde yumurtalık kanseri görülme ihtimalinin olduğunu belirtmek gerekir.

Genel ifadelerle “Yumurtalık kanseri nedir?” sorusunun yanıtını verdikten sonra kanserin, kadın üreme hücresini meydana getiren yumurtalıklarda nasıl oluştuğu üzerinde durmak gerekir.

Elbette, yumurtalık kanseri oluşumu incelenirken yumurtalıkların yapısı da göz önünde bulundurulmalı ve bu kapsamda değerlendirmeler yapılmalıdır.

Yumurtalıkların temel yapısını oluşturan hücreler; birçok farklı şekilde/boyutta bulunan ve mitoz bölünme gerçekleştirebilen epitelyum adı verilen hücrelerdir. Öyle ki menopoz yaşadıktan sonra yumurtalık kanseri ile karşı karşıya kalan 10 bireyden 8’ inde kanserin görüldüğü hücreler epitelyumlardır. Dolayısıyla hastalığın birçok farklı yönden değerlendirilmesi noktasında epitelyum hücrelerin yapısının tam anlamıyla bilinmesi önemli bir konum teşkil eder.

Yumurtalık Kanseri Nedenleri

“Erkek üreme sistemlerinde meydana gelen testis kanserinde olduğu gibi, yumurtalık kanserinde de hastalığın nedenleri tam olarak tespit edilememiştir. Bir diğer ifadeyle; yumurtalık kanseri oluşumunu tetikleyen faktörlerin varlığıyla ilgili birçok araştırma çalışmaları yapılmış olmasına rağmen hastalığın nedenleri kendini başarılı bir şekilde gizlemeyi başarmıştır.”

Yumurtalık kanseri nedenleri noktasında etkin sonuçlar elde edilememesine karşın, hastalığın kapsamına dahil edilebilecek çeşitli risk faktörleri tespit edilmiştir. Risk faktörleri ile hastalığın nedenlerinin kısmi benzerlikler gösterildiği göz önünde bulundurulursa, risk faktörlerinin detaylandırılarak incelenmesinin hastalığın tedavisi üzerinde sağlayacağı pozitif etki açık şekilde görülür.

Doğum kontrol hapları

Hastalığın risk faktörleri;

  • Bireyin hastalığa genetik yatkınlık göstermesi: Kanser türlerinin genelince bakılacak olursa genetik faktörlerin göz ardı etkilemez etkisi net bir şekilde görülür. Dolayısıyla, bireyin ailesinde yahut kan bağı bulunan akrabalarında yumurtalık kanseri ile karşı karşıya kalanlar var ise bireyin yumurtalık kanserine yakalanma olasılığı önemli ölçüde artış gösterir.
  • Doğum Kontrol Hapı Kullanımı: Doğum kontrol hapları her ne kadar zararsızmış gibi gözükse de yapılan araştırmalar; yumurtalık kanserinde etki sahibi olabileceğini ispatlar nitelikte sonuçlar doğurmuştur. Elbette doğum kontrol hapı kullanan bireylerin hemen hepsinin yumurtalık kanseri olacağı gibi bir sonuç çıkartılmamalıdır. Bu bağlamda, bireylerin düzenli aralıklarla uzman hekim kontrolüne başvurması doğum kontrol hapının getirmesi muhtemel olumsuzlukların önüne geçecektir ifadesi yerinde olacaktır.
  • Bireyin Doğum Yapmaması
  • Menopoz Durumu: İlk paragraflarda da belirtildiği gibi yumurtalık kanseri genellikle menopoz yaşayan bireylerde ortaya çıkan bir kanser türüdür. Dolayısıyla, menopoz olmuş bireyleri hastalığın risk faktörü kapsamına dahil etmek ve bu kapsamda değerlendirmek gerekir.

“Yumurtalık kanseri tedavisinde başarıyı etkileyen temel etkenlerden birinin hastalığın erken teşhis edilmesi olduğu dikkate alınırsa, risk gruplarına dahil olan bireylerin vakit kaybetmeden uzman hekim kontrolüne başvurması ve bu durumu belirli periyotlarla tekrarlayarak alışkanlık haline getirmesinin ne denli önemli olduğu görülür.”

Yumurtalık Kanseri Belirtileri

Yumurtalık kanseri çeşitli yönleriyle incelendikten sonra hiç şüphesiz üzerinde durulması gereken noktalardan biri de; “Yumurta kanseri nasıl anlaşılır?” sorusu etrafından gelişen yumurta kanseri belirtileridir. Hastalığın belirtileri kapsamında unutulmaması gereken temel nokta; kanserli hücrelerin başlangıç ve yayılma evrelerinde belirtilerini gizlediğidir. Buna ek olarak; hastalık belirli bir düzeye ulaştıktan sonra şu semptomlar ile kendini belli eder:

  • Karın ile kasık arasında kalan bölgede anlık olarak ortaya çıkan sızı şeklindeki ağrılar.
  • Nadir de olsa görülen birtakım mide problemleri.
  • Mide problemlerinin bir getirisi olan iştahsızlık ve bu durumla ilintili olarak ortaya çıkan kilo kaybı, halsizlik ve yorgunluk hissi.
  • Yumurtalık dokularının bozulmasıyla birlikte ortaya çıkan hormonal dengesizlikler ve regl döngüsünün bozulması.
  • Kanserli dokuların mesane bölgesine sıçraması neticesinde mesane faaliyetlerinin bozulması.
  • Cilt sararma ciltde lekelenmeler gibi reaksiyonlar görülebilir.

Birçok kez farklı ifadelerle belirtildiği gibi; hastalığın semptomlarının iyi okunabilmesi erken teşhisi dolayısıyla da hastalığın tedavisini beraberinde getiren bu durum. Bu nedenle; yumurtalık kanseri risk grupları içerisinde yer alan bireylerin, yumurtalık kanserinin semptomlarıyla ilgili detaylı bilgi sahibi olması gerekir. Elbette erken teşhisi sağlayabilen tek yöntem bireyin dikkati değildir. Düzenli aralıklarla uzman hekimler aracılığıyla yaptırılan sağlık kontrollerinde de yumurtalık kanserinin erken teşhisi sağlanabilir.

Yumurtalık Kanseri Evreleri

Kanserli hücrelerin yayıldığı alan esas alınmak üzere yumurtalık kanseri Evre 1, Evre 2, Evre 3 ve Evre 4 olmak üzere dört evreye ayrılmıştır.

Evre 1 ve Evre 1’ in alt evreleri olan a, b ve c’ de, kanserli hücreler yayılıma başlamış olmasına rağmen yayıldığı alan yumurtalık dokularını kapsar.

Dolayısıyla Evre 1 ve türevlerinde kanserli hücrelerin diğer vücut dokularına yayılmadığını yani; başlangıç aşamasında olduğunu söylemek gerekir.

Sırasıyla Evre 2, Evre 3 ve Evre 4’ de ise kanserli hücreler yumurtalık dokusunun dışını çıkarak vücudun çeşitli bölgelerine yayılmaya başlar. Evre 2 ve Evre 3 kanserin gelişim evreleri olarak nitelendirilebilirken Evre 4 için ise, sonuç evresi daha uygun bir tanımlama olacaktır.

Kanserin yayılma süreci içerisinde nasıl bir yol izlediğiyle gösterdiği semptomlar doğrudan ilgilidir. Bu kapsamda; kanserli hücreler karaciğeri etkisi altına aldıysa karaciğer kanserine  bağlı sistemlerin aksama yaşaması, akciğeri etkisine aldıysa da akciğer kanserine bağlı sistemlerin görevlerini tam anlamıyla yapamaması anormal bir durum olmaktan çıkar.

Burada hastalığın teşhisi ile yumurtalık kanseri evreleri arasındaki ilişkiden de bahsetmek gerekir. Yumurtalık kanseri, Evre 3 ve onun türevleri olan Evre 3a, Evre 3b ve Evre 3c’  de teşhis edildiği takdirde hastanın vücut hücrelerinin kanserden temizlenme ihtimali yüksek sayılabilecek bir düzeydedir. Fakat, hastalık 4. evrede seyrine devam ettiği zaman zarfında teşhis ediliyor ise hastanın yaşamının devamı için vakit kaybetmeden müdahale gerekir. Bu noktada yapılacak müdahalenin kapsamının oldukça iyi belirlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Yumurtalık Kanseri Tedavisi

Yumurtalık kanseri tedavisi kapsamında tercih edilebilecek yegane seçenek; cerrahi müdahaledir. Elbette cerrahi müdahalenin kapsamı yalnızca yumurtalık dokularıyla sınırlı kalmayabilir. Kanserli hücrelerin yayıldığı alana bağlı olarak vücuttan birçok dokunun da cerrahi müdahale ile uzaklaştırılması gerekebilir.

Cerrahi müdahale sonrasında uygulanan kemoterapi

Ana tedavi tekniğinin cerrahi müdahale kalması şartıyla hastalığın tedavisinde yanal metotların da kullanımı mevcuttur. Bu metotlar kanser hastalıklarının tümünde ortak olarak kullanılan; kemoterapi ve radyoterapidir. Özellikle kanserli hücrelerin yayıldığı alan hayli geniş ve birkaç doku grubunu kapsıyor ise öncelikli olarak radyoterapi uygulanarak kanserin belirli bir düzeye kadar gerilmesi sağlanır. Daha sonra ise; ana tedavi olan cerrahi müdahale ile kanserli hücreler vücuttan uzaklaştırılır.

“Genel olarak bakılacak olursa; kanserli hücrelerin yayıldığı alan arttıkça cerrahi müdahalenin riski dolayısıyla da hastanın ölüm tehlikesi artar. Bu nedenle; ana tedavi tekniğinden önce engelleyici nitelik taşıyan tedavi metotları devreye sokularak cerrahi müdahalenin riskinin azaltılması hedeflenir.”

Yumurtalıklarda oluşum gösteren kanserli dokular vücuttan uzaklaştırılırken üreme organlarının korunması hastanın üremeye devam etmesi noktasında büyük önem teşkil eder. Eğer kanser yumurtalıkların tamamına yayılmış ise hastanın üremeye devam edememesi yani gebe kalamaması muhtemeldir. Dolayısıyla, kanserli hücrelerin dağılımı kritik bir öneme sahiptir.

Yumurtalık kanseri tedavisinde cerrahi müdahale kullanımından sonra hastaya uygulanan kemoterapi ile tedavi devam ettirilebilir. Diğer tedavi yöntemlerine kıyasla vücut fonksiyonları üzerinde birtakım kemoterapi yan etkileri olabilir. Bu nedenle de hasta, tedavi öncesinde olduğu gibi tedavi sonrasında da kontrol altında tutulmaya devam edilir.

Hastanın fiziksel özelliklerine, hekimin sezilerine ve bireysel yeteneklerine bağlı olarak tedavi takviminin kısalması ya da uzaması muhtemeldir. Fakat genel anlamda bakıldığında; 5 ile 10 gün arasında tedavi büyük ölçüde tamamlanır. Elbette hastalığın tekrar etme olasılığına karşılık altı aylık düzenli aralıklarla hekim muayenesine başvurulmaya devam edilmesi gerekir. Hastalığın üzerinde 2-3 yıl gibi geniş bir süre geçtikten sonra hekim muayenelerini yıllık periyotlara çıkartılabilir.

 

 


Ayrıca bknz.

Bel Fıtığı

Toplum arasında da yaygın olarak bilinen ve oldukça geniş bir kapsama alanına sahip olan bel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir